Sultan yolun ortasına bir büyük bir taş koyuyor ve pencereden seyrediyor ne yapacak insanlar diye...
Vezir geliyor taşı görüyor, Taşın etrafında dolaşıyor ve diyor ki;
Sultanımla konuşayım, yolun ortasından taşı kaldırması için bir adam bulalım, bir kadro tahsis edelim...
Vezir gidiyor Asker geliyor..
Askerde taşın etrafında dolaşıyor, O da diyor ki; Vezirle konuşayım, yolun ortasına taş koyana ne ceza vereceğiz, onu kararlaştıralım...
O geliyor, bu geliyor...
(Saray dalkavuğu, saray maskarası)
Dalkavuk taşın etrafında taklalar atıyor, maskaralıklar yapıyor...
Böyledir biliyor musunuz? İkiyüzlüler.
Sürekli sorunların etrafında taklalar atarlar.
Asla düzeltmezler.
Düzelmesi içinde hiçbir şey yapmazlar.
O da yolun kenarında oturup sultana yalakalık için şiir yazayım deyip gidiyor...
Sonra oradan geçen bir köylü taşı görüyor ve diyor ki; yoldan taşı kaldırmak sadakadır..
Kaldırayım yolun ortasından da, kimsenin ayağına arabasına hayvanına takılmasın...
Elindeki küfeyi yere koyuyor ve taşa "ya Allah Bismillah" deyip sarılarak, sağa sola, sağa sola derken taşı kaldırıp bir kenara koyuyor...
Sonra bir bakıyor ki; taşın altında bir kese Altın...
Kesenin içinde bir not...
Sultan şöyle yazmış;
Bu kesedeki altınlar, " Taşın altına elini sokmayı becerebilenler içindir"
Taşın altına elini sokmazsa bir insan, maalesef başarılı olamaz...
Maalesef ADIYAMAN’da taşlarla dolu...
Dünya tarihinin en büyük felaketine maruz kalmış,
Şehrin yüzde 90 kaçak yapı,
Hergelen belediye başkanı kendi çıkarına göre imar planlaması yapmış. (hiç birinin de suçu yokmuş)
Siyasi partiler ve milletvekilleri ses çıkarmamış.
Hep verileni kendine reva görmüş daha fazlasını istememiş.
Depremden hemen sonra VALİsiz kalmış.
Koordinatörler valilik yapmış. (onuda becerememişiz)
Şehrin Alt yapısı büyük yara almış.
İnsanları su bulamamış ve bulamıyor.
Şehrin geleceği hesaba katılmamış,
Yapılan inşaatlar kontrol edilmemiş,
Binlerce insanı enkaz altında kalarak şehit olmuş,
Binlercesi engelli kalmış,
Kurulan konteyner kamplarda yaşamaya başlamış.
Enkazlar kaldırılmamış,
Yıkımlar daha bitmemiş,
Vatandaş her gün toz duman içerisinde,
Yıkılmayı bekleyen binlerce bina,
Memleketin geleceği için kimseden ses çıkmadığı.
Yetkililere Ulaşamayan vatandaş tüm çözümü kahramanlık bekledikleri belediyeden bekler olmuş.
Seçim zamanı dolaşan siyasetçilerin olaya duyarsız kaldığı.
Kiraların fahiş fiyatlara çıktığı.
Bu ve buna benzer daha nice sorunla baş başa kalmış bir şehir ADIYAMAN.
Hikayenin sonu dedik ya, Bir hayali gerçekleştirmek isteyen kişiler taşın altına elini sokacak...
Yoksa, 20 yıl sonra 6 şubat öncesine döneceğiz.
Atalarımızı dediği gibi ”herkes davul çalar ama çomağı makama uyduramaz”
“herkes iş yapar ama o işin gerektirdiği ustalığı gösteremez”
Hikayenin Sonu
-
Celil KOCATAŞ
Siyasi Operasyonların Ekonomik Faturası: İrade mi, Esaret mi?
-
Etem Karaüzüm
MERHABA BESNİ MERHABA ANILAR
-
Necip AYDIN
Yalnızlık çağında ölüme sürüklenenler!
-
Mehmet AKGÜN
Emekli Geçinemiyor
-
Mustafa ÇELİKER
Üç Hilal Eski Rüzgarını Yakalar mı?
-
Sercan SAKAR
Bilim İçin Yorulmayan Bir İsim: Prof. Dr. Mehmet Keleş
-
Mehmet LEBLEBİCİ
Türkiye’de Dijital Ekonomi Hamlesi: Yeni Nesil Bayilik Modeli Sahaya İniyor
-
MUSTAFA CEYLAN
Kahtalı Mıçe İsmi Geleceğe Taşınmalı
-
TUĞBA GÜNDÜZ
Şehitlerimizin hayat hikayesini anlatan tek kitap Bir Şehit, Bir Öykü, Bir Şiir
-
Emin KARAKUŞ
Varlıkları Fark Edilmeyen En Büyük Servet: Anne ve Baba
ÇOK OKUNANLAR
-

Adıyaman Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesinden TÜBİTAK 2237-A Bilimsel Eğitim Etkinliği
-

TBMM Başkanlık Divanı Kâtip Üyesi ve Adıyaman Milletvekili Doç. Dr. İshak Şan, Gazze’ye insani yardım ulaştırmak amacıyla yola çıkan Küresel Sumud Filosu’na uluslararası sularda gerçekleştirilen müdahaleye ilişkin yazılı bir
-

Milletvekili Şan’dan 19 Mayıs Mesajı
-

Adıyaman İGC’den Vali Abdullah Küçük’e Ziyaret
-

ADIYAMAN, BÖLGE FİNALLERİYLE SANATIN MERKEZİ OLUYOR





