Hayat, çoğu zaman bize sahip olduklarımızı değil, kaybettiklerimizi fark ettirerek öğretir. Oysa bazı değerler vardır ki kaybedilmeden de anlaşılmayı hak eder. Annenin kıymeti de bunların en başında gelir. Çünkü bir annenin emeği; maaşla, alkışla, madalyayla ölçülemez. Onun emeği, bir ömürlük fedakârlığın adıdır ve asla ödenmez.
Anne, hayatın en sessiz kahramanıdır. Gecenin en karanlık saatlerinde uykusundan feragat eden, sabahın ilk ışıklarıyla yeniden ayağa kalkan odur. Çocuğu hasta olduğunda kendi ağrısını unutan, aç kaldığında “ben tokum” diyerek yalanı sevap olan tek insandır anne. Kendi hayallerini, beklentilerini, hatta çoğu zaman gençliğini bir kenara bırakıp evladının geleceğine yatırım yapar. Üstelik bunu yaparken karşılık beklemez; ne bir teşekkür ne bir minnet ne de bir vefa…
Bir anne için günler, takvim yapraklarından ibaret değildir. Onun takvimi, çocuğunun ilk adımıyla başlar, ilk kelimesiyle anlam kazanır, ilk başarısıyla gurura dönüşür. Okul yolunda beklerken geçen dakikalar, askere giden evladının ardından döktüğü gözyaşları, evlenen çocuğunun arkasından dua ederken titreyen eller…Bunların hiçbirinin bir bedeli yoktur. Çünkü annenin sevgisi, ölçülemez ve tartılamaz.
Ne yazık ki modern hayat, bizleri hızlandırırken duygularımızı yavaşlatıyor. Aynı evin içinde yaşayıp birbirine yabancılaşan insanlar çoğalıyor. Telefonlar elimizde, kalplerimiz başka yerlerde… Annenin “yedin mi?” sorusu basit bir cümle gibi geliyor bazen. Oysa o soru, bir annenin evladına kurduğu görünmez kalkanın ifadesidir. O soru, “Ben buradayım” demenin en sade halidir.
Anne yaşlanır… Saçlarına ak düşer, elleri titrer, sesi kısılır. Ama kalbi hala evladının attığı her adıma ayarlıdır. Biz büyüdükçe onun yükü hafiflemiyor, sadece şekil değiştiriyor. Küçükken sırtımızda taşıdığı yükü, büyüdüğümüzde yüreğinde taşımaya başlıyor. Bizim üzülmememiz için kendi içine atıyor çoğu şeyi. Kırılıyor ama belli etmiyor, yoruluyor ama şikayet etmiyor.
Bir gün fark ederiz ki annemizin sesi eskisi kadar güçlü değil, adımları daha yavaş. İşte o zaman anlarız zamanın acımasızlığını. Ve o an, içimizi kemiren tek bir düşünce kalır: “Keşke…” Keşke biraz daha fazla vakit ayırsaydık, keşke daha çok dinleseydik, keşke daha az kırıp daha çok sarılsaydık.
Annelik, bir meslek değildir ama dünyadaki en ağır iştir. İzni yoktur, tatili yoktur, emekliliği yoktur. Bir anne, son nefesine kadar annedir. Bu yüzden onun emeği, dünyadaki hiçbir maddi karşılıkla ödenemez. Ne pahalı hediyeler ne büyük sözler yeter. Bazen sadece dizinin dibine oturup hâlini hatırını sormak, bazen sessizce elini tutmak, bazen de “iyi ki varsın anne” demek yeterlidir.
Sonuç olarak, annenin kıymeti; geç fark edilen ama fark edildiğinde insanın yüreğine ağır gelen bir gerçektir. Onu hayattayken bilmek, hayattayken göstermek gerekir. Çünkü anne duası, insanın arkasındaki en güçlü destektir. Ve unutmayalım: Annenin emeği asla ödenmez, ama vefayla taçlandırılabilir.
eminkarakus2702@gmail.com
Annenin Kıymeti: Emeği Asla Ödenmez Bir Hayat Dersidir
-
Sercan SAKAR
Çocukluğumdaki Adıyaman'ı Özlüyorum
-
Celil KOCATAŞ
Geleceği Baltalamak: Bedava Oksijenden Milyon Dolarlık Yıkıma
-
Etem Karaüzüm
MERHABA BESNİ MERHABA ANILAR
-
Necip AYDIN
Yalnızlık çağında ölüme sürüklenenler!
-
Mehmet AKGÜN
Emekli Geçinemiyor
-
Mustafa ÇELİKER
Üç Hilal Eski Rüzgarını Yakalar mı?
-
Mehmet LEBLEBİCİ
Türkiye’de Dijital Ekonomi Hamlesi: Yeni Nesil Bayilik Modeli Sahaya İniyor
-
MUSTAFA CEYLAN
Kahtalı Mıçe İsmi Geleceğe Taşınmalı
-
TUĞBA GÜNDÜZ
Şehitlerimizin hayat hikayesini anlatan tek kitap Bir Şehit, Bir Öykü, Bir Şiir
-
Emin KARAKUŞ
Varlıkları Fark Edilmeyen En Büyük Servet: Anne ve Baba




