Gölbaşı Güncel Haber
HV
28 TEMMUZ Salı 00:09

Yiğit muhtaç olmuş kuru soğana

Celil KOCATAŞ
Celil KOCATAŞ
Giriş Tarihi : 27-07-2026 15:55


Soğan 75 Lira: Bu Milleti Ağlatan Kim?
Kuru Soğanın Acı Gerçeği: Bu Soğanı Kim Saklıyor?
Bir zamanlar "fakirin yemeği" denilen kuru soğan, bugün mutfakların en pahalı misafirlerinden biri hâline geldi. Sofraların vazgeçilmezi, neredeyse her yemeğin baş tacı olan kuru soğan artık cep yakıyor. Kilosu 75 liraya dayandı. Peki bu noktaya nasıl gelindi? Daha da önemlisi, bu fiyat artışının gerçek sorumlusu kim?
Bugün milyonlarca insan aynı soruyu soruyor: Halk ucuz soğan yiyemeyecek mi?
Tarlada üretici, emeğinin karşılığını alamadığını söylüyor. Pazarda vatandaş, fiyatlardan yakınıyor. Eğer üretici de memnun değil, tüketici de memnun değilse, bu zincirin ortasında kim kazanıyor? Asıl cevap bekleyen soru işte budur.
Kamuoyunda sıkça dile getirilen bir iddia var: Stokçuluk. Eğer gerçekten depolar dolusu soğan bekletiliyor, piyasaya kontrollü şekilde ürün sürülerek fiyatlar yükseltiliyorsa bunun hesabını kim verecek? Bu depolar kimlere ait? Kimler bu ürünleri saklıyor? Denetimler yeterince yapılıyor mu? Yoksa her zamanki gibi bedeli yine vatandaşın mutfağı mı ödüyor?
Soğan, bu ülkenin yalnızca bir tarım ürünü değildir. Aynı zamanda ekonominin en sade ama en çarpıcı göstergelerinden biridir. Çünkü soğanın fiyatı arttığında yalnızca bir sebzenin fiyatı artmış olmaz; mutfaktaki yangın büyümüş demektir.
Artık mesele sadece soğan değildir. Mesele, insanların en temel ihtiyaçlarına ulaşmasının her geçen gün daha da zorlaşmasıdır.
Bir dönem kuru soğan, seçim meydanlarının en çok konuşulan konusu olmuştu. Meydanlarda filelerle taşınmış, kürsülerde gösterilmiş, vatandaşın geçim sıkıntısının sembolü hâline getirilmişti. O günlerde herkes soğan üzerinden siyaset yapıyordu. Bugün ise fiyatlar çok daha yüksek olmasına rağmen aynı sesleri duymakta zorlanıyoruz.
Peki ne değişti? Değişen yalnızca fiyat etiketleri mi, yoksa vicdanlar mı? Dün meydanlarda dilden düşmeyen kuru soğan bugün neden sessizliğe terk edildi? Vatandaşın mutfağındaki yangın söndü mü, yoksa artık konuşulması istenmeyen bir konu mu oldu?
Devletin ilgili kurumlarının görevi yalnızca fiyatları izlemek değil, piyasayı bozan her türlü girişime karşı kararlı bir duruş sergilemektir. Eğer ortada stokçuluk varsa bunun üzerine gidilmeli, fırsatçılığa izin verilmemelidir. Çünkü serbest piyasa; denetimsizlik, keyfilik ve fırsatçılık demek değildir.
Unutulmamalıdır ki bir ülkenin ekonomisini anlamak için bazen karmaşık tabloları incelemeye gerek yoktur. Bir pazara çıkıp kuru soğanın fiyatına bakmak bile çok şey anlatır. O etiketlerde yalnızca bir rakam değil; üreticinin emeği, tüketicinin çaresizliği ve piyasanın vicdanı yazılıdır.
Ve geriye cevap bekleyen sorular kalıyor:
Halk yeniden ucuz soğan yiyebilecek mi? Soğan stokçularına kim "dur" diyecek? Bu ürünü kimler depolarda bekletiyor? Ve en önemlisi; bir zamanlar seçim meydanlarının vazgeçilmez simgesi olan kuru soğan yeniden meydanlara taşınacak mı, yoksa bu kez sessizlik mi kazanacak?
Bir zamanlar dillerden düşmeyen o türkü vardı:
"Zeynebim, soğan ekmek yiyelim..."
Bugün ise o türkü bile anlamını yitirdi. Çünkü artık soğan 75 lira, ekmek 20 lira. Soğan-ekmek bile birçok aile için hesap yapılarak alınan bir öğüne dönüştü. Bir zamanlar yoksulluğun simgesi olan "soğan ekmek" bugün bile lüks sayılacak noktaya geldiyse, asıl konuşmamız gereken sadece soğanın fiyatı değil, vatandaşın alım gücünün geldiği noktadır. Çünkü mesele artık yalnızca bir soğan meselesi değil, geçim meselesidir.

YORUMLAR
DİĞER YAZILARI Bir Haftaya Sığan Türkiye, Bir Ömre Yayılan Sorunlar Mehterle Karşılayıp, İzmir Marşı'yla Uğurlayamadık Emekliler: İstatistiklerde "Var", Hayatta "Kayıt Dışı" Ekran Karşısında Bir Soru: Reyting Uğruna Toplumsal Denge Zedeleniyor mu? Geleceği Baltalamak: Bedava Oksijenden Milyon Dolarlık Yıkıma Siyasi Operasyonların Ekonomik Faturası: İrade mi, Esaret mi? Köy yine karışık; herkes bir üstünlük kurma yarışında. Sofradaki Truva Atı: Beyaz Ekmek ve Genetiği Değiştirilmiş Geleceğimiz Şimdi ne olacak, haydeee… Sandıktaki İrade, Tezgâhtaki Siyaset: Satılık Halk mı Var? Malatya’nın İntiharı: Seyretmeye Devam Edin! Celladın Alkışçıları: Cambaz Bitti, Sıra Bizde Bir Günlük Bayram, 364 Günlük Sessizlik Ben Neyi Savunuyorum? O Ney La! Büyüklerin Fırtınası, Küçüklerin Tsunamisi Yeni İsimler Er Meydanında Sokağın Sahibi Kim: Korkunun Gölgesinde Yaşamak "Yol Benim" Yanılgısı ve Trafikte Can Pazarı “Geçim Değil, Direnme Mücadelesi: Ay Sonunu Değil, Yarını Düşünemiyoruz” Ahlakın Partisi Olmaz Nükleer Terazi Neden Hep Aynı Tarafa Eğiliyor? Beton Duvarlar Arasında Nefes Almak Suç mu? Köy Siyaseti: İhale Sevdası, Vaat Yarışı ve Eski Hesaplar Bir Neslin Bitmeyen Hesabı: 1960–70 Kuşağı Köyde Kazan Kaynıyor Kürsü Sizin, Sokak Bizim! Sıradaki Kim? Kutuplaşmanın dili Ortadoğu’da Bir Cümlenin Bedeli Mutluluk Bir İlçe Adı Değilse Eğer... Körler Sağırlar Birbirini Ağırlar Ramazan Gelince Hatırlanan Vicdan Bir “Şok” Diğerini Sökerken Köyde Büyük Telaş: Seçim Yaklaşıyor Tesadüf Değil, Operasyon! Küçük Enişte Bayramda,  Köy Seçimde 6 Şubat: Bu Ülkenin Aynaya Bakmak İstemediği Gün Makamda Oturanlar ve Sahada Olanlar Adlî Emanet Deposu mu, Yol Geçen Hanı mı? Bir Şehir Dolusu Mağduriyet BU ÜLKE DEPREMDEN ÇOK DEPREM ŞARLATANLARINDAN ÇEKİYOR ADIYAMAN’DA SİYASETİN ÇAMURA SAPLANDIĞI YER Yeter artık bi kalkın  Ekonomi daralıyor. Her yılın 10 Ocak günü, takvimlerde "Çalışan Gazeteciler Günü" olarak yerini alır. Adıyaman Tanıtımı Mı, Kişisel Vitrin Mi? Tanıtım Mı, Tiyatro Mu? Taziye Sofrası: Gelenek mi, Yük mü? Bir Sabah Yürüyüşünden Toplumsal Vicdan Muhasebesine 28 Bin TL ile Hayat mı, Hayatta Kalma Mücadelesi mi? Bir Felaketin Uzayan Gölgesi: Depremin 1000. Günü Kaysı, Sağlık ve Çimento: Bir Bölgenin Vicdan Sınavı Tekstilde Sessiz Göç: Türkiye’den Mısır’a Akan Yatırımlar Alarm Veriyor Köyün Bitmeyen Hikayesi: Küçük Eniştenin Sonsuz Fırıldakları Pandemi Sonrası Kalp Krizleri: Bilim Konuşmalı, Kurumlar Susmamalı Görünenin Ardındaki Gerçekler Siyaset, Sosyal Medyada Değil Sahada Yapılır! Yıkılan Evler Değil, Umutlarımızdı Vatandaş Soruyor: Vekil, Başkan... Neden Bizi Ziyaret Etmedi? Neden Kurban Kesimi Yurt Dışında Daha Ucuz? Bir Zamanlar Turan Ülküsü Vardı 6 Şubat Depremlerinin Malatya’da Görünmeyen Yüzü