Gölbaşı Güncel Haber
HV
30 HAZİRAN Salı 21:37

Ekran Karşısında Bir Soru: Reyting Uğruna Toplumsal Denge Zedeleniyor mu?

Celil KOCATAŞ
Celil KOCATAŞ
Giriş Tarihi : 29-06-2026 23:58


Televizyon kanalları arasında gezinirken bir kanalda yayınlanan yemek programına denk geldim. Yemek programlarını sevdiğim için izlemeye başladım. Ancak bir süre sonra dikkatimi çeken şey, yarışmadan çok yarışmacıların özel hayatlarının ön plana çıkarılması oldu. Özellikle, "Eşimden ayrıldım, artık kendi ayaklarım üzerinde durmak istiyorum." şeklindeki hayat hikâyeleri sıkça ekrana taşınıyordu.
Burada yanlış anlaşılmak istemem. İnsanların boşanması, yeniden bir hayat kurması ya da kendi mücadelesini vermesi elbette kişisel bir meseledir ve buna saygı duymak gerekir. Benim sorguladığım konu kişiler değil, medya dili ve ekranın kurduğu anlatıdır.
Çünkü bugün televizyon yalnızca eğlendiren bir araç değildir; aynı zamanda davranışları, algıları ve toplumsal bakış açılarını etkileyen güçlü bir mecradır. Sürekli olarak özel hayatların dramatize edilmesi, aile yapısının ikinci plana itilmesi ve bireysel kırılmaların başarı hikâyelerinin temel unsuru gibi sunulması, zamanla toplum üzerinde çeşitli etkiler oluşturabilir.
Bir toplum sadece ekonomiyle, yollarla ya da binalarla ayakta kalmaz. Aynı zamanda değerleriyle, güven duygusuyla, aile bağlarıyla ve ortak kültürel zeminiyle de varlığını sürdürür. Eğer medya içerikleri sürekli çatışmayı, kopuşu ve kişisel travmaları merkeze koyarsa; üretim, emek ve yetenek geri planda kalabilir.
Asıl soru şudur: Bir yemek yarışmasında konuşulması gereken tabağın lezzeti mi olmalıdır, yoksa yarışmacının özel hayatı mı?
Reyting uğruna insanların hayat hikâyeleri ne kadar ön plana çıkarılırsa, izleyici de zamanla başarıyı emekten çok yaşanmışlık üzerinden değerlendirmeye başlayabilir.
Toplumsal ahlak meselesi de tam bu noktada başlıyor. Ahlak yalnızca bireysel davranışlardan ibaret değildir. Neyin sürekli görünür hâle getirildiği, neyin normalleştirildiği ve neyin özendirildiği de toplumsal ahlakın şekillenmesinde önemli bir rol oynar.
Elbette tek bir program toplumun yapısını değiştirmez. Ancak medya, uzun vadede algı oluşturan en etkili araçlardan biridir. Belki bunların bir kısmı yalnızca reyting kaygısıyla yapılıyor, belki de izleyiciyle duygusal bağ kurma çabasının bir sonucudur.
Fakat şu soruyu sormak gerekir: Ekranlar bizi daha üretken, daha güçlü ve daha sorumlu bireyler olmaya mı teşvik ediyor; yoksa duygusal tüketimi besleyerek her şeyi bir gösteriye dönüştüren anlayışı mı güçlendiriyor?
Sorgulanması gereken kişiler değil, ekranın neyi merkeze aldığıdır. Çünkü toplumun geleceği yalnızca neyi yaşadığıyla değil, neyi sürekli izlediğiyle de şekillenir.

YORUMLAR
DİĞER YAZILARI Geleceği Baltalamak: Bedava Oksijenden Milyon Dolarlık Yıkıma Siyasi Operasyonların Ekonomik Faturası: İrade mi, Esaret mi? Köy yine karışık; herkes bir üstünlük kurma yarışında. Sofradaki Truva Atı: Beyaz Ekmek ve Genetiği Değiştirilmiş Geleceğimiz Şimdi ne olacak, haydeee… Sandıktaki İrade, Tezgâhtaki Siyaset: Satılık Halk mı Var? Malatya’nın İntiharı: Seyretmeye Devam Edin! Celladın Alkışçıları: Cambaz Bitti, Sıra Bizde Bir Günlük Bayram, 364 Günlük Sessizlik Ben Neyi Savunuyorum? O Ney La! Büyüklerin Fırtınası, Küçüklerin Tsunamisi Yeni İsimler Er Meydanında Sokağın Sahibi Kim: Korkunun Gölgesinde Yaşamak "Yol Benim" Yanılgısı ve Trafikte Can Pazarı “Geçim Değil, Direnme Mücadelesi: Ay Sonunu Değil, Yarını Düşünemiyoruz” Ahlakın Partisi Olmaz Nükleer Terazi Neden Hep Aynı Tarafa Eğiliyor? Beton Duvarlar Arasında Nefes Almak Suç mu? Köy Siyaseti: İhale Sevdası, Vaat Yarışı ve Eski Hesaplar Bir Neslin Bitmeyen Hesabı: 1960–70 Kuşağı Köyde Kazan Kaynıyor Kürsü Sizin, Sokak Bizim! Sıradaki Kim? Kutuplaşmanın dili Ortadoğu’da Bir Cümlenin Bedeli Mutluluk Bir İlçe Adı Değilse Eğer... Körler Sağırlar Birbirini Ağırlar Ramazan Gelince Hatırlanan Vicdan Bir “Şok” Diğerini Sökerken Köyde Büyük Telaş: Seçim Yaklaşıyor Tesadüf Değil, Operasyon! Küçük Enişte Bayramda,  Köy Seçimde 6 Şubat: Bu Ülkenin Aynaya Bakmak İstemediği Gün Makamda Oturanlar ve Sahada Olanlar Adlî Emanet Deposu mu, Yol Geçen Hanı mı? Bir Şehir Dolusu Mağduriyet BU ÜLKE DEPREMDEN ÇOK DEPREM ŞARLATANLARINDAN ÇEKİYOR ADIYAMAN’DA SİYASETİN ÇAMURA SAPLANDIĞI YER Yeter artık bi kalkın  Ekonomi daralıyor. Her yılın 10 Ocak günü, takvimlerde "Çalışan Gazeteciler Günü" olarak yerini alır. Adıyaman Tanıtımı Mı, Kişisel Vitrin Mi? Tanıtım Mı, Tiyatro Mu? Taziye Sofrası: Gelenek mi, Yük mü? Bir Sabah Yürüyüşünden Toplumsal Vicdan Muhasebesine 28 Bin TL ile Hayat mı, Hayatta Kalma Mücadelesi mi? Bir Felaketin Uzayan Gölgesi: Depremin 1000. Günü Kaysı, Sağlık ve Çimento: Bir Bölgenin Vicdan Sınavı Tekstilde Sessiz Göç: Türkiye’den Mısır’a Akan Yatırımlar Alarm Veriyor Köyün Bitmeyen Hikayesi: Küçük Eniştenin Sonsuz Fırıldakları Pandemi Sonrası Kalp Krizleri: Bilim Konuşmalı, Kurumlar Susmamalı Görünenin Ardındaki Gerçekler Siyaset, Sosyal Medyada Değil Sahada Yapılır! Yıkılan Evler Değil, Umutlarımızdı Vatandaş Soruyor: Vekil, Başkan... Neden Bizi Ziyaret Etmedi? Neden Kurban Kesimi Yurt Dışında Daha Ucuz? Bir Zamanlar Turan Ülküsü Vardı 6 Şubat Depremlerinin Malatya’da Görünmeyen Yüzü