Kırkpınar’ın o kadim dualı çayırında cazgırın sesi yükseldiğinde zaman durur: “İki yiğit çıktı meydan, ikisi de birbirinden merdane...” Bu sadece bir güreş tekerlemesi değil; aslında bir liyakat, bir cesaret ve bir duruş beyanıdır. Pehlivanın gücü bileğinde, ahlakı ise o meydandaki vakur duruşundadır.
Geçtiğimiz hafta sonu Adıyaman’da esen siyaset rüzgarlarını izlerken zihnimde hep bu "er meydanı" imgesi döndü durdu. Seçim takvimi yaklaştıkça sahadaki hareketlilik arttı; yemekli toplantılar, demli sohbetler ve bitmek bilmeyen kulisler... Siyaset kazanı artık sadece kaynamıyor, adeta taşıyor.
Bu hareketlilik içinde içimizi ferahlatan en güzel manzara, genç isimleri o er meydanında görmeye başlamamız oldu. Zira bu kadim şehrin artık yorgun yüzlere değil; taze bir kana, yeni bir sese ve alışılmışın dışında bir soluğa ihtiyacı var. Adıyaman artık "aynı isimlerin" oluşturduğu o kısır döngüden yoruldu. Halk artık birilerinin etrafında dönen oyunları, kapalı kapılar ardında yapılan pazarlıkları kanıksamıyor. Aksine; davasında dik duran, ideolojisine ihanet etmeyen, rüzgara göre eğilip bükülmeyen adaylar özlüyor.
Ancak acı bir gerçeği de görmezden gelemeyiz: Ne yazık ki "ışığı" görenlerin; ilkesini değil de menfaatini o ışığa göre hizalayanların sayısı azımsanmayacak kadar çok. Asıl mesele ise sadece siyasi partiler değil. Bugün sivil toplum kuruluşları (STK) ve dernekler de aynı hastalığın pençesinde. Bakıyorsunuz; sırf bir yerlere sıçramak için bir gecede tabela derneği kuranlar, il temsilciliği kapıp kendi siyasi görüşüyle taban tabana zıt kapılarda ikbal arayanlar türemiş... Kendi fikriyle bağdaşmayan yerlerde boy gösterip, oralardan siyasi bir paye devşirmeye çalışmanın adını koymakta gerçekten zorlanıyorum.
İşte tam bu noktada görev halka düşüyor. Eğer bizler, hem partilerde hem de cemiyet hayatında "Yeter!" demeyi öğrenmezsek, bu devran hep aynı "her devrin adamları" ile dönmeye devam eder. Değişim, sadece isimlerin değişmesi değil, zihniyetin tazelenmesidir.
Seçim çalışmaları resmen başladı, meydan ısındı. Bakalım bu er meydanında kimler gerçekten "merdan" çıkacak, kimler ise sadece rüzgarın estiği yöne savrulacak? Haberiniz olsun; biz buradayız ve takip ediyoruz.
Küçük enişte yine ziyaretlerini sıklaştırmış, "herkes beni seviyor" imajı vermeye çalışıyormuş. Bu arada küçük eniştenin kurmaca videolarına kimse inanmıyormuş; "Buna kim inanır? Sadece Kadir İnanır!" diyorlarmış
Yeni İsimler Er Meydanında
-
Celil KOCATAŞ
Şimdi ne olacak, haydeee…
-
Etem Karaüzüm
MERHABA BESNİ MERHABA ANILAR
-
Necip AYDIN
Yalnızlık çağında ölüme sürüklenenler!
-
Mehmet AKGÜN
Emekli Geçinemiyor
-
Mustafa ÇELİKER
Üç Hilal Eski Rüzgarını Yakalar mı?
-
Sercan SAKAR
Bilim İçin Yorulmayan Bir İsim: Prof. Dr. Mehmet Keleş
-
Mehmet LEBLEBİCİ
Türkiye’de Dijital Ekonomi Hamlesi: Yeni Nesil Bayilik Modeli Sahaya İniyor
-
MUSTAFA CEYLAN
Kahtalı Mıçe İsmi Geleceğe Taşınmalı
-
TUĞBA GÜNDÜZ
Şehitlerimizin hayat hikayesini anlatan tek kitap Bir Şehit, Bir Öykü, Bir Şiir
-
Emin KARAKUŞ
Varlıkları Fark Edilmeyen En Büyük Servet: Anne ve Baba
ÇOK OKUNANLAR
-

TBMM Başkanlık Divanı Kâtip Üyesi ve Adıyaman Milletvekili Doç. Dr. İshak Şan, Gazze’ye insani yardım ulaştırmak amacıyla yola çıkan Küresel Sumud Filosu’na uluslararası sularda gerçekleştirilen müdahaleye ilişkin yazılı bir
-

TBMM Divan Üyesi Şan’dan 23 Nisan Mesajı: “Egemenlik Çocuklarımızın Gülen Yüzünde Yaşayacak”


