Gölbaşı Güncel Haber
HV
14 MAYIS Perşembe 15:47

Ben Neyi Savunuyorum?

Celil KOCATAŞ
Celil KOCATAŞ
Giriş Tarihi : 27-04-2026 14:10


Bu ülkede susan çok. Konuşan da var elbette… ama gerçeği söyleyen? İşte orası biraz sessiz. Ben o sessizliğin içinden yazıyorum.
Yazmak benim için bir meslek değil. Daha doğrusu, öyle olsun diye başlamadım. Bazıları kalem tutar, ben susamam. Aradaki fark bu. Ne alkış peşindeyim ne de bir yerlere selam çakma derdinde. Gördüğüm neyse, içime dokunan neyse, onu yazıyorum. Birileri rahatsız oluyorsa, mesele benim cümlelerim değildir; o cümlelerin taşıdığı gerçektir.
Adaleti savunduğumu söylüyorum, evet.
Ama öyle kürsülerde dağıtılan, dosyaların arasında kaybolan bir şeyden bahsetmiyorum. Sokakta eksilen bir şey bu… Pazarda kaybolan, sofrada küçülen bir şey. Eskiden bir anlamı vardı, şimdi sadece adı kaldı sanki. Büyükler büyürken küçüğün ezilmesine “düzen” diyenlere içim razı gelmiyor. Çünkü denge bozuldu mu, adı ne olursa olsun, orada adalet yoktur.
Ben küçük insanı savunuyorum.
Adı bilinmeyeni… sesi duyulmayanı… Ekranlara çıkmayanı. Esnafı mesela. İşçiyi. Dar gelirliyi. Sabah kepenk açarken borcunu düşüneni, akşam eve dönerken “bugün ne götüreceğim” diye kafasını kurcalayanı… Büyük laflar çok bu ülkede ama küçük insanların hayatına bakan pek yok. Oysa hayat tam da orada dönüyor. Çöküş de orada başlıyor, direnç de.
Gerçeğin tarafındayım.
Süslenmiş cümlelerin değil, cilalanmış manşetlerin değil… Rahatsız eden, insanın içini sıkan o çıplak gerçeğin. Çünkü artık yalan, öyle bir anlatılıyor ki, neredeyse doğru gibi kabul ediliyor. Medya dediğin şey de çoğu zaman gerçeği anlatmıyor zaten; nasıl bakmamız gerektiğini söylüyor. Oysa doğru bilgi dediğin şey, sadece bilgi değildir… biraz da vicdan işidir.
Vicdan demişken…
Onu da savunuyorum. Çünkü rakamlar büyürken insanların küçüldüğü bir yerden söz ediyoruz. Kağıt üzerinde her şey iyi görünebilir; grafikler yukarı gidebilir. Ama sokakta durum başka. Ekonomi dediğin şey bazen pazardan eli boş dönen bir annenin yüzüdür. Bazen çocuğunun gözünün içine bakamayan bir babanın sessizliğidir. O yüzden söylüyorum: ekonomi insan içindir, rakamlar için değil.
Medya meselesine gelince…
Orada da bir sıkıntı var. Çünkü medya sadece haber vermez, yön de verir. Ama bugün bakıyorsun, bilgilendirmekten çok kışkırtan bir dil var ortada. Suçu anlatırken neredeyse öğretir gibi anlatan, felaketi verirken büyüten bir dil… Buna itirazım var. Çünkü her söz bir iz bırakır. Ve bazen o iz, başka bir hatanın kapısını aralar.
Ve en başa dönüyorum…
Ben susmamayı savunuyorum.
Çünkü bu ülkede en tehlikeli şey yanlışın kendisi değil; ona alışmak. İnsan her şeye alışıyor çünkü. Haksızlığa da, yoksulluğa da, sessizliğe de… Ben o alışkanlığa karşı yazıyorum.
Büyük laflar etmek gibi bir derdim yok.
Benim derdim daha basit aslında: küçük insanların büyük derdini anlatmak.
Eğer bir gün bu yazdıklarım birilerini rahatsız ediyorsa…
bil ki doğru yere değmiştir.
Çünkü gerçek, çoğu zaman insanın canını sıkar.

YORUMLAR
DİĞER YAZILARI Şimdi ne olacak, haydeee… Sandıktaki İrade, Tezgâhtaki Siyaset: Satılık Halk mı Var? Malatya’nın İntiharı: Seyretmeye Devam Edin! Celladın Alkışçıları: Cambaz Bitti, Sıra Bizde Bir Günlük Bayram, 364 Günlük Sessizlik O Ney La! Büyüklerin Fırtınası, Küçüklerin Tsunamisi Yeni İsimler Er Meydanında Sokağın Sahibi Kim: Korkunun Gölgesinde Yaşamak "Yol Benim" Yanılgısı ve Trafikte Can Pazarı “Geçim Değil, Direnme Mücadelesi: Ay Sonunu Değil, Yarını Düşünemiyoruz” Ahlakın Partisi Olmaz Nükleer Terazi Neden Hep Aynı Tarafa Eğiliyor? Beton Duvarlar Arasında Nefes Almak Suç mu? Köy Siyaseti: İhale Sevdası, Vaat Yarışı ve Eski Hesaplar Bir Neslin Bitmeyen Hesabı: 1960–70 Kuşağı Köyde Kazan Kaynıyor Kürsü Sizin, Sokak Bizim! Sıradaki Kim? Kutuplaşmanın dili Ortadoğu’da Bir Cümlenin Bedeli Mutluluk Bir İlçe Adı Değilse Eğer... Körler Sağırlar Birbirini Ağırlar Ramazan Gelince Hatırlanan Vicdan Bir “Şok” Diğerini Sökerken Köyde Büyük Telaş: Seçim Yaklaşıyor Tesadüf Değil, Operasyon! Küçük Enişte Bayramda,  Köy Seçimde 6 Şubat: Bu Ülkenin Aynaya Bakmak İstemediği Gün Makamda Oturanlar ve Sahada Olanlar Adlî Emanet Deposu mu, Yol Geçen Hanı mı? Bir Şehir Dolusu Mağduriyet BU ÜLKE DEPREMDEN ÇOK DEPREM ŞARLATANLARINDAN ÇEKİYOR ADIYAMAN’DA SİYASETİN ÇAMURA SAPLANDIĞI YER Yeter artık bi kalkın  Ekonomi daralıyor. Her yılın 10 Ocak günü, takvimlerde "Çalışan Gazeteciler Günü" olarak yerini alır. Adıyaman Tanıtımı Mı, Kişisel Vitrin Mi? Tanıtım Mı, Tiyatro Mu? Taziye Sofrası: Gelenek mi, Yük mü? Bir Sabah Yürüyüşünden Toplumsal Vicdan Muhasebesine 28 Bin TL ile Hayat mı, Hayatta Kalma Mücadelesi mi? Bir Felaketin Uzayan Gölgesi: Depremin 1000. Günü Kaysı, Sağlık ve Çimento: Bir Bölgenin Vicdan Sınavı Tekstilde Sessiz Göç: Türkiye’den Mısır’a Akan Yatırımlar Alarm Veriyor Köyün Bitmeyen Hikayesi: Küçük Eniştenin Sonsuz Fırıldakları Pandemi Sonrası Kalp Krizleri: Bilim Konuşmalı, Kurumlar Susmamalı Görünenin Ardındaki Gerçekler Siyaset, Sosyal Medyada Değil Sahada Yapılır! Yıkılan Evler Değil, Umutlarımızdı Vatandaş Soruyor: Vekil, Başkan... Neden Bizi Ziyaret Etmedi? Neden Kurban Kesimi Yurt Dışında Daha Ucuz? Bir Zamanlar Turan Ülküsü Vardı 6 Şubat Depremlerinin Malatya’da Görünmeyen Yüzü