Gölbaşı Güncel Haber
HV
14 MAYIS Perşembe 15:45

Sandıktaki İrade, Tezgâhtaki Siyaset: Satılık Halk mı Var?

Celil KOCATAŞ
Celil KOCATAŞ
Giriş Tarihi : 11-05-2026 13:54


Eskiden siyaset bir dava işiydi; bir duruşun, bir fikrin ve en önemlisi bir sözün adıydı. Şimdilerde ise bakıyoruz ki belediye başkanlığı koltuğu, adeta bir "transfer borsasına" dönüşmüş durumda. Üstelik bu transferler ne ilkesel bir ayrılığa dayanıyor ne de memleket sevdasından besleniyor. Bu aralar moda belli: Parti değiştirmek.
Halkın iradesiyle, falan partinin logosu altında seçimi kazananlar, rüzgâr biraz tersinden esince ya da kendi menfaatleri tehlikeye girince hop diye başka bir limana yanaşıyorlar. Peki, sormazlar mı adama; sen o koltuğa kendi adınla mı oturdun, yoksa sana inanan binlerce seçmenin omuzlarında mı?
Bir partiden seçilip, görev süresi bitmeden ya da seçim sath-ı mailine girildiğinde "Ben artık buralı değilim" demek, sadece bir siyasi tercih değildir. Bu, kendisine oy veren vatandaşa açıkça; "Senin iraden benim menfaatimin altında ezilmeye mahkûmdur" demektir. Seçmeni hiçe sayan bu tavır, demokrasinin altını oyan en büyük dinamitlerden biridir.
Gelelim en trajikomik kısma... Bugün kapısını çarptığı partiyi kötüleyen, "hizmet edemiyordum" bahanesine sığınan bu isimler, yarın bir başka partinin çatısı altında yine o halkın karşısına çıkacaklar. Hiç sıkılmadan, yüzleri kızarmadan yine oy isteyecekler.
Siyaset, ilkesiz ellerde bir hizmet aracı değil, bir geçim kapısı haline geldiğinde; halk, seçmen olmaktan çıkıp sadece birer rakama dönüşür.
Bu "gıcık" durum, siyasi ahlakın geldiği son noktayı özetliyor:
Dün: "Bu dava için canımı feda ederim."
Bugün: "Yeni partimle yeni ufuklara!"
Yarın: Hiçbir şey olmamış gibi aynı kürsüde nutuklar.
Belediye başkanlığı makamı, birilerinin kişisel kariyer basamağı ya da ego tatmin alanı değildir. Vatandaş sandığa giderken sadece bir isme değil, bir anlayışa, bir söze ve bir programa yetki verir. Bu yetkiyi alıp pazarlık masasına sürenler bilmelidir ki; halk unutmaz, halk not eder.
Siyasetin bu "yüzsüz" modası artık son bulmalı. Zira ortada satılık bir halk yok; ancak kendi itibarını satışa çıkarmış, koltuk sevdalısı siyasetçiler var. Bakalım bir dahaki seçimde, o kapısını çaldığınız halk size "hoş geldin" mi diyecek, yoksa sandıkta hak ettiğiniz cevabı mı verecek?
Ne dersiniz, bu siyasi transfer oyunları sizce halkın ferasetinden döner mi?
Platon tam binlerce yıl önce ne güzel söylemiş <<Büyük gemiye küçük yelken yakışmaz, çünkü onu yürütemez. Küçük insana büyük giyecek yakışmaz, çünkü onu taşıyamaz.>>

YORUMLAR
DİĞER YAZILARI Şimdi ne olacak, haydeee… Malatya’nın İntiharı: Seyretmeye Devam Edin! Celladın Alkışçıları: Cambaz Bitti, Sıra Bizde Bir Günlük Bayram, 364 Günlük Sessizlik Ben Neyi Savunuyorum? O Ney La! Büyüklerin Fırtınası, Küçüklerin Tsunamisi Yeni İsimler Er Meydanında Sokağın Sahibi Kim: Korkunun Gölgesinde Yaşamak "Yol Benim" Yanılgısı ve Trafikte Can Pazarı “Geçim Değil, Direnme Mücadelesi: Ay Sonunu Değil, Yarını Düşünemiyoruz” Ahlakın Partisi Olmaz Nükleer Terazi Neden Hep Aynı Tarafa Eğiliyor? Beton Duvarlar Arasında Nefes Almak Suç mu? Köy Siyaseti: İhale Sevdası, Vaat Yarışı ve Eski Hesaplar Bir Neslin Bitmeyen Hesabı: 1960–70 Kuşağı Köyde Kazan Kaynıyor Kürsü Sizin, Sokak Bizim! Sıradaki Kim? Kutuplaşmanın dili Ortadoğu’da Bir Cümlenin Bedeli Mutluluk Bir İlçe Adı Değilse Eğer... Körler Sağırlar Birbirini Ağırlar Ramazan Gelince Hatırlanan Vicdan Bir “Şok” Diğerini Sökerken Köyde Büyük Telaş: Seçim Yaklaşıyor Tesadüf Değil, Operasyon! Küçük Enişte Bayramda,  Köy Seçimde 6 Şubat: Bu Ülkenin Aynaya Bakmak İstemediği Gün Makamda Oturanlar ve Sahada Olanlar Adlî Emanet Deposu mu, Yol Geçen Hanı mı? Bir Şehir Dolusu Mağduriyet BU ÜLKE DEPREMDEN ÇOK DEPREM ŞARLATANLARINDAN ÇEKİYOR ADIYAMAN’DA SİYASETİN ÇAMURA SAPLANDIĞI YER Yeter artık bi kalkın  Ekonomi daralıyor. Her yılın 10 Ocak günü, takvimlerde "Çalışan Gazeteciler Günü" olarak yerini alır. Adıyaman Tanıtımı Mı, Kişisel Vitrin Mi? Tanıtım Mı, Tiyatro Mu? Taziye Sofrası: Gelenek mi, Yük mü? Bir Sabah Yürüyüşünden Toplumsal Vicdan Muhasebesine 28 Bin TL ile Hayat mı, Hayatta Kalma Mücadelesi mi? Bir Felaketin Uzayan Gölgesi: Depremin 1000. Günü Kaysı, Sağlık ve Çimento: Bir Bölgenin Vicdan Sınavı Tekstilde Sessiz Göç: Türkiye’den Mısır’a Akan Yatırımlar Alarm Veriyor Köyün Bitmeyen Hikayesi: Küçük Eniştenin Sonsuz Fırıldakları Pandemi Sonrası Kalp Krizleri: Bilim Konuşmalı, Kurumlar Susmamalı Görünenin Ardındaki Gerçekler Siyaset, Sosyal Medyada Değil Sahada Yapılır! Yıkılan Evler Değil, Umutlarımızdı Vatandaş Soruyor: Vekil, Başkan... Neden Bizi Ziyaret Etmedi? Neden Kurban Kesimi Yurt Dışında Daha Ucuz? Bir Zamanlar Turan Ülküsü Vardı 6 Şubat Depremlerinin Malatya’da Görünmeyen Yüzü