Gölbaşı Güncel Haber
HV
23 TEMMUZ Perşembe 23:42

Bir Haftaya Sığan Türkiye, Bir Ömre Yayılan Sorunlar

Celil KOCATAŞ
Celil KOCATAŞ
Giriş Tarihi : 22-07-2026 15:03


Bazı ülkelerde bir haftada tek bir olay konuşulur. Bizde ise bir haftaya ekonomi de sığıyor, siyaset de, adliye de, spor da, dış politika da... Gündem o kadar hızlı değişiyor ki, dünün sıcak haberi bugünün unutulmuş manşeti oluyor. Ama değişmeyen tek bir şey var: Vatandaşın sırtındaki yük...
Son bir haftaya dönüp baktığımızda yine ilk sırada ekonomi vardı. Peş peşe gelen akaryakıt zamları, yalnızca benzin istasyonlarının tabelalarını değiştirmedi; pazardaki domatesi, fırındaki ekmeği, minibüs ücretini, çiftçinin maliyetini, esnafın rafını da değiştirdi. Çünkü bu ülkede mazota gelen her zam, sonunda sofradaki ekmeğe kadar uzanıyor.
Emekliye maaş artışı açıklandı. Ancak daha maaş cebe girmeden zamlar kapıyı çaldı. Milyonlarca emekli yine ay sonunu değil, ayın ortasını nasıl getireceğini düşünmeye başladı. İşte tam bu noktada eski AK Parti Milletvekili Şamil Tayyar'ın yaptığı açıklamalar dikkat çekti. İktidarın içinden gelen bu uyarılar, ekonomide yaşanan sıkıntının artık siyasi görüşlerin ötesinde ortak bir gerçek hâline geldiğini gösteriyordu.
Diğer yandan bir AK Parti milletvekilinin emekli maaşlarıyla ilgili sözleri kamuoyunda geniş tepki topladı. Çünkü açlık sınırını, yoksulluk sınırını rakamlarla anlatabilirsiniz; ama pazarda cebindeki son parayı sayan emeklinin yaşadığı çaresizliği hiçbir istatistik anlatamaz.
Haftanın bir başka gündemi ise AHBAP ve Haluk Levent üzerinden yürüyen tartışmalar oldu. Sosyal medya mahkemeleri yine herkesten önce karar vermeye çalıştı. Oysa hukuk, beğenilere göre değil, delillere göre işler. Aynı günlerde uyuşturucu soruşturmalarında gözaltına alınan bazı ünlü isimler ise toplumda ayrı bir hayal kırıklığı oluşturdu. Gençlerin örnek aldığı insanların bu tür haberlerle gündeme gelmesi, aslında yalnızca adli değil, aynı zamanda sosyal bir alarmdır.
Sporun da kaderi değişmedi. Şike soruşturmaları kapsamında kulüp yöneticilerinin gözaltına alınması, yıllardır "temiz futbol" söylemlerinin neden bir türlü karşılık bulamadığını yeniden sorgulattı. Futbol, milyonların ortak sevdasıdır. O sevdayı kirleten her iddia, sadece kulüpleri değil, toplumun spora olan güvenini de yaralar.
Deprem bölgesi ise her zamanki gibi sessizdi... Ama o sessizliğin içinde binlerce yarım kalan hayat vardı. Hâlâ anahtar bekleyen aileler, hâlâ konteynerlerde yaşam mücadelesi veren insanlar... Gündem değişiyor ama onların bekleyişi değişmiyor.
Bu hafta sınırlarımızın dışında yaşanan bir gelişme de dikkat çekiciydi. Fransa'daki Paris Temyiz Mahkemesi, Türkiye'nin Irak petrol ihracatıyla ilgili uluslararası tahkim kararına yaptığı itirazı reddetti. Yaklaşık 1 milyar 470 milyon dolarlık tazminat yükümlülüğü yeniden Türkiye'nin önüne geldi. Milyar dolarlık bu karar, zaten ekonomik yük altında ezilen bir ülke için sıradan bir haber değildi.
Siyasetin cephesine baktığımızda ise tablo farklı değildi. İktidar ekonomi eleştirileriyle karşı karşıya kalırken, ana muhalefet partisi CHP de kendi iç tartışmalarıyla gündemdeydi. Kurultay süreci, mahkemeye taşınan iddialar ve parti içindeki görüş ayrılıkları, toplumun gözünü çevirdiği muhalefetin enerjisini iç hesaplaşmalara harcadığı eleştirilerine neden oldu. Oysa vatandaş, iktidarın da muhalefetin de birbirleriyle veya kendi içlerinde mücadele etmesini değil; kendi sorunlarına çözüm üretmesini bekliyor.
Bütün bunlar yalnızca bir haftada yaşandı.
Bir tarafta zamlar... Bir tarafta emekli... Bir tarafta uyuşturucu operasyonları... Bir tarafta şike soruşturmaları... Bir tarafta siyasi krizler... Bir tarafta milyarlarca dolarlık uluslararası davalar... Bir tarafta deprem gerçeği...
Ve bütün bunların tam ortasında yine aynı insan duruyor: Sabah işe giderken deposunu doldurmaya çalışan vatandaş... Pazarda etiketlere bakıp sessizce geri dönen emekli... Çocuğunun geleceği için kaygılanan anne-baba... Evine kavuşacağı günü bekleyen depremzede...
Türkiye'nin sorunu gündeminin yoğunluğu değil, sorunlarının kalıcı hâle gelmesidir. Her yeni olay, bir öncekini unutturuyor. Ama hiçbir sorun gerçekten ortadan kalkmıyor.
Bir ülke, her gün yeni tartışmalar üreterek değil; eski sorunlarını çözerek büyür.
Çünkü tarih; çok konuşanları değil, zor zamanlarda milletinin yükünü hafifletenleri yazar. Ve bu millet artık yeni gündemler değil, yeni umutlar bekliyor.

YORUMLAR
DİĞER YAZILARI Mehterle Karşılayıp, İzmir Marşı'yla Uğurlayamadık Emekliler: İstatistiklerde "Var", Hayatta "Kayıt Dışı" Ekran Karşısında Bir Soru: Reyting Uğruna Toplumsal Denge Zedeleniyor mu? Geleceği Baltalamak: Bedava Oksijenden Milyon Dolarlık Yıkıma Siyasi Operasyonların Ekonomik Faturası: İrade mi, Esaret mi? Köy yine karışık; herkes bir üstünlük kurma yarışında. Sofradaki Truva Atı: Beyaz Ekmek ve Genetiği Değiştirilmiş Geleceğimiz Şimdi ne olacak, haydeee… Sandıktaki İrade, Tezgâhtaki Siyaset: Satılık Halk mı Var? Malatya’nın İntiharı: Seyretmeye Devam Edin! Celladın Alkışçıları: Cambaz Bitti, Sıra Bizde Bir Günlük Bayram, 364 Günlük Sessizlik Ben Neyi Savunuyorum? O Ney La! Büyüklerin Fırtınası, Küçüklerin Tsunamisi Yeni İsimler Er Meydanında Sokağın Sahibi Kim: Korkunun Gölgesinde Yaşamak "Yol Benim" Yanılgısı ve Trafikte Can Pazarı “Geçim Değil, Direnme Mücadelesi: Ay Sonunu Değil, Yarını Düşünemiyoruz” Ahlakın Partisi Olmaz Nükleer Terazi Neden Hep Aynı Tarafa Eğiliyor? Beton Duvarlar Arasında Nefes Almak Suç mu? Köy Siyaseti: İhale Sevdası, Vaat Yarışı ve Eski Hesaplar Bir Neslin Bitmeyen Hesabı: 1960–70 Kuşağı Köyde Kazan Kaynıyor Kürsü Sizin, Sokak Bizim! Sıradaki Kim? Kutuplaşmanın dili Ortadoğu’da Bir Cümlenin Bedeli Mutluluk Bir İlçe Adı Değilse Eğer... Körler Sağırlar Birbirini Ağırlar Ramazan Gelince Hatırlanan Vicdan Bir “Şok” Diğerini Sökerken Köyde Büyük Telaş: Seçim Yaklaşıyor Tesadüf Değil, Operasyon! Küçük Enişte Bayramda,  Köy Seçimde 6 Şubat: Bu Ülkenin Aynaya Bakmak İstemediği Gün Makamda Oturanlar ve Sahada Olanlar Adlî Emanet Deposu mu, Yol Geçen Hanı mı? Bir Şehir Dolusu Mağduriyet BU ÜLKE DEPREMDEN ÇOK DEPREM ŞARLATANLARINDAN ÇEKİYOR ADIYAMAN’DA SİYASETİN ÇAMURA SAPLANDIĞI YER Yeter artık bi kalkın  Ekonomi daralıyor. Her yılın 10 Ocak günü, takvimlerde "Çalışan Gazeteciler Günü" olarak yerini alır. Adıyaman Tanıtımı Mı, Kişisel Vitrin Mi? Tanıtım Mı, Tiyatro Mu? Taziye Sofrası: Gelenek mi, Yük mü? Bir Sabah Yürüyüşünden Toplumsal Vicdan Muhasebesine 28 Bin TL ile Hayat mı, Hayatta Kalma Mücadelesi mi? Bir Felaketin Uzayan Gölgesi: Depremin 1000. Günü Kaysı, Sağlık ve Çimento: Bir Bölgenin Vicdan Sınavı Tekstilde Sessiz Göç: Türkiye’den Mısır’a Akan Yatırımlar Alarm Veriyor Köyün Bitmeyen Hikayesi: Küçük Eniştenin Sonsuz Fırıldakları Pandemi Sonrası Kalp Krizleri: Bilim Konuşmalı, Kurumlar Susmamalı Görünenin Ardındaki Gerçekler Siyaset, Sosyal Medyada Değil Sahada Yapılır! Yıkılan Evler Değil, Umutlarımızdı Vatandaş Soruyor: Vekil, Başkan... Neden Bizi Ziyaret Etmedi? Neden Kurban Kesimi Yurt Dışında Daha Ucuz? Bir Zamanlar Turan Ülküsü Vardı 6 Şubat Depremlerinin Malatya’da Görünmeyen Yüzü