Gölbaşı'nın bereketli topraklarında, akşamın serin rüzgârı yüzümü okşarken, içimde buruk bir his var. Bu his, sadece toprağın değil, toprağı işleyen, ona can veren çiftçinin de yorgunluğunun bir yansıması sanki. Her gün güneşle birlikte uyanıp, alın teriyle toprağı yoğuran, sofralarımıza ekmeği getiren bu cefakâr insanların yaşadığı zorluklar, çoğu zaman şehirlerin gürültüsü arasında kaybolup gidiyor. Oysa bir ülkenin geleceğinin çiftçinin emeğine ve alın terine bağlı olduğunu görmezden gelemeyiz…
Bugün, çiftçinin omuzlarındaki yükün ne kadar ağır olduğunu bir kez daha derinden hissediyorum. Artan girdi maliyetleri, gübre fiyatlarındaki fahiş artışlar, mazotun cep yakan etkisi... Tohumdan hasada kadar geçen zorlu süreçte çiftçi, bir yandan doğanın insafına kalırken, diğer yandan ekonomik dalgalanmaların acımasız rüzgârıyla boğuşuyor. Ürününü hak ettiği fiyata satamamak, emeğinin karşılığını alamamak ise, bu zorluğun tuzu biberi oluyor.
Pazarlarda, marketlerde sebze ve meyve fiyatları yükselirken, bu artışın çiftçinin cebine ne kadar yansıdığı ise büyük bir muamma. Üreticiden ucuza çıkan ürün, raflara gelene kadar katlanarak artıyor. Bu adaletsiz düzen, toprağı seven, üreten çiftçinin belini büküyor, umudunu kırıyor.
İklim değişikliğinin etkileri de çiftçinin hayatını daha da zorlaştırıyor. Düzensiz yağışlar, kuraklık, sel felaketleri... Tüm bunlar, mahsulü tehdit ediyor, çiftçinin bir yıllık emeğini bir anda yok edebiliyor. Doğanın bu amansız sınavı karşısında çiftçi, çoğu zaman çaresiz kalıyor, devletin ve ilgili kurumların desteğine ihtiyaç duyuyor.
Peki, bu zorluklar karşısında ne yapmalı? Öncelikle, çiftçinin sesine kulak vermeliyiz. Onların sorunlarını anlamalı, çözüm önerilerini dikkate almalıyız. Girdi maliyetlerini düşürecek, ürünlerini değerinde satmalarını sağlayacak politikalar üretmeliyiz. Sürdürülebilir tarım uygulamalarını yaygınlaştıracak adımlar atmalıyız.
Unutmayalım ki, toprağa küsmüş bir çiftçi, geleceğe küsmüş bir ülke demektir. Sofralarımızdaki ekmeğin, sebzenin, meyvenin kıymetini bilmeli, bu ürünleri bize sunan çiftçinin yaşadığı zorlukların farkında olmalıyız. Onlara destek olmak, sadece bir vefa borcu değil, aynı zamanda kendi geleceğimize yaptığımız bir yatırımdır.
Gölbaşı'nın omuzları yorgun ama umudu hala yeşil olan çiftçisine selam olsun. Toprağın bereketi, onların alın teriyle birleşerek nice güzel ürünler vermeye devam etsin. Devletimiz ve milletimiz olarak, onların bu zorlu yolculuklarında yanlarında olalım, onlara destek olalım ki, toprağın yorgunluğu dinsin, çiftçinin umudu hiç solmasın.
TUĞBA GÜNDÜZ…