Kürsü Sizin, Sokak Bizim!

Celil KOCATAŞ

09-03-2026 11:25

Yine o gün geldi. Takvimler 8 Mart’ı gösterdiğinde, klimalı salonlarda ütülü takımlarıyla kürsüye çıkanlar, ezberlenmiş acıların üzerinden istatistik yarıştıracaklar. Mikrofonun cızırtısında boğulan rakamlar; kaç kadının öldüğünü, kaçının şiddet gördüğünü, kaçının “vaka” olduğunu anlatacak. Alkışlar yükselecek, çiçekler dağıtılacak ve o perde kapandığında her şey bir sonraki yıla kadar tozlu raflara kaldırılacak.
O kürsülerde kurulan cümleler birbirine benzeyecek; acılar aynı kalacak, kelimeler değişecek ama hayat değişmeyecek. Salonlarda yankılanan her cümle, dışarıdaki hayatın gürültüsünde kaybolup gidecek. Oysa o kapıların dışındaki hayat, sizin “anma” dediğiniz şeye hiç benzemiyor.
Gerçek hayat; sabahın köründe, soğuktan çatlamış elleriyle çöp konteynerinden rızk çıkaran kadının nasırıdır. Akşam eve bir ekmek fazla götürebilmek için iki vardiya çürüyen, ucuzluk kuyruklarında ömrünü törpüleyen annenin sessiz çığlığıdır. Bazen bir fabrikanın arka kapısında, bazen bir pazar yerinin soğuğunda, bazen de bir evin mutfağında görünmez emekle ayakta duran kadınların hikâyesidir bu.
Sizin şık kürsülerinize o kadınların gölgesi bile düşmez. Çünkü sizin törenleriniz vitrini süslemek için, onların kavgası ise sadece hayatta kalmak içindir. Bugün yine rakamlar konuşacak, gerçekler ise susacak. Salonlar dolacak, sokaklar ise yine açlığın ve mücadelenin gölgesinde kalacak. 8 Mart, bir kutlama değil; bir yüzleşme günüdür. Ama yüzleşmek cesaret ister. Ve ne yazık ki o cesaret, çoğu zaman protokol listelerinde bulunmaz.
Gül dağıtarak vicdanınızı temize çekmeyi bırakın. Siz o klimalı odalarda kadın haklarını birer istatistikten ibaret sayarken; ekmek kuyruğundaki o kadın, sizin kürsülerinizden çok daha yüce bir direnişin içindedir. Onun direnişi pankartlarda yazmaz, televizyon ekranlarına çıkmaz; ama hayatın en ağır yükünü sırtında taşıyan odur.
Asıl trajedi ne biliyor musunuz? Salonlarda kadını anlatanlar ile hayatı sırtında taşıyan kadınlar asla aynı kareye girmiyor. Siz kürsülerde “kadın” derken, gerçek kadınlar dışarıda bir hayatın enkazı altında kalıyor. Siz konuşurken onlar susuyor; çünkü susmak çoğu zaman hayatta kalmanın tek yoludur.
Bu yüzden, o süslü nutuklarınızı da bir günlük güllerinizi de alın ve kenara çekilin. Zira hayatın gerçek sahipleri için 8 Mart bir kutlama günü değil; sizin görmezden geldiğiniz o 365 günlük hayatta kalma savaşının sadece 67. günüdür. Onların takviminde tatil yoktur, anma yoktur; sadece bitmeyen bir mücadele vardır.
Bugün alkışlamayı bırakın da o salonun kapılarını sonuna kadar açın. Tabii eğer dışarıdaki o sert gerçekle yüzleşecek cesaretiniz varsa. Çünkü gerçek hayat protokol konuşmalarına sığmaz; gerçek hayat, terle, yorgunlukla ve sabırla yazılan bir hikayedir.
Kürsülerin tozunu alan o şatafatlı konuşmalarınız bittiğinde, ışıkları söndürüp sıcak evlerinize döneceksiniz. Ama o salonun kapısının tam önünde, sizin görmezden geldiğiniz o “gerçek” kadın, rüzgârda titreyerek ucuz ekmek kuyruğunda beklemeye devam edecek.
Siz kadını bir güne sığdırdınız, o ise koca bir ömrü sizin bencilliğinize sığdıramıyor. Çünkü onun mücadelesi bir takvim günü değil, her sabah yeniden başlayan bir hayat kavgasıdır.
Artık o sahte alkışlarınızı susturun ve aynaya bakın: Savunuyor gibi göründüğünüz o hayatların katili, çoğu zaman sizin bu duyarsız konforunuzdur. Ve unutmayın; kürsüler sizin olabilir ama hayatın gerçek sesi hâlâ sokakta atıyor. Çünkü kürsü sizin, ama sokak bizim.
kocatascelil@gmail.com

DİĞER YAZILARI Köy yine karışık; herkes bir üstünlük kurma yarışında. 01-01-1970 03:00 Sofradaki Truva Atı: Beyaz Ekmek ve Genetiği Değiştirilmiş Geleceğimiz 01-01-1970 03:00 Şimdi ne olacak, haydeee… 01-01-1970 03:00 Sandıktaki İrade, Tezgâhtaki Siyaset: Satılık Halk mı Var? 01-01-1970 03:00 Malatya’nın İntiharı: Seyretmeye Devam Edin! 01-01-1970 03:00 Celladın Alkışçıları: Cambaz Bitti, Sıra Bizde 01-01-1970 03:00 Bir Günlük Bayram, 364 Günlük Sessizlik 01-01-1970 03:00 Ben Neyi Savunuyorum? 01-01-1970 03:00 O Ney La! 01-01-1970 03:00 Büyüklerin Fırtınası, Küçüklerin Tsunamisi 01-01-1970 03:00 Yeni İsimler Er Meydanında 01-01-1970 03:00 Sokağın Sahibi Kim: Korkunun Gölgesinde Yaşamak 01-01-1970 03:00 "Yol Benim" Yanılgısı ve Trafikte Can Pazarı 01-01-1970 03:00 “Geçim Değil, Direnme Mücadelesi: Ay Sonunu Değil, Yarını Düşünemiyoruz” 01-01-1970 03:00 Ahlakın Partisi Olmaz 01-01-1970 03:00 Nükleer Terazi Neden Hep Aynı Tarafa Eğiliyor? 01-01-1970 03:00 Beton Duvarlar Arasında Nefes Almak Suç mu? 01-01-1970 03:00 Köy Siyaseti: İhale Sevdası, Vaat Yarışı ve Eski Hesaplar 01-01-1970 03:00 Bir Neslin Bitmeyen Hesabı: 1960–70 Kuşağı 01-01-1970 03:00 Köyde Kazan Kaynıyor 01-01-1970 03:00 Sıradaki Kim? 01-01-1970 03:00 Kutuplaşmanın dili 01-01-1970 03:00 Ortadoğu’da Bir Cümlenin Bedeli 01-01-1970 03:00 Mutluluk Bir İlçe Adı Değilse Eğer... 01-01-1970 03:00 Körler Sağırlar Birbirini Ağırlar Ramazan Gelince Hatırlanan Vicdan 01-01-1970 03:00 Bir “Şok” Diğerini Sökerken 01-01-1970 03:00 Köyde Büyük Telaş: Seçim Yaklaşıyor 01-01-1970 03:00 Tesadüf Değil, Operasyon! 01-01-1970 03:00 Küçük Enişte Bayramda,  Köy Seçimde 01-01-1970 03:00 6 Şubat: Bu Ülkenin Aynaya Bakmak İstemediği Gün 01-01-1970 03:00 Makamda Oturanlar ve Sahada Olanlar 01-01-1970 03:00 Adlî Emanet Deposu mu, Yol Geçen Hanı mı? 01-01-1970 03:00 Bir Şehir Dolusu Mağduriyet 01-01-1970 03:00 BU ÜLKE DEPREMDEN ÇOK DEPREM ŞARLATANLARINDAN ÇEKİYOR 01-01-1970 03:00 ADIYAMAN’DA SİYASETİN ÇAMURA SAPLANDIĞI YER 01-01-1970 03:00 Yeter artık bi kalkın  Ekonomi daralıyor. 01-01-1970 03:00 Her yılın 10 Ocak günü, takvimlerde "Çalışan Gazeteciler Günü" olarak yerini alır. 01-01-1970 03:00 Adıyaman Tanıtımı Mı, Kişisel Vitrin Mi? Tanıtım Mı, Tiyatro Mu? 01-01-1970 03:00 Taziye Sofrası: Gelenek mi, Yük mü? 01-01-1970 03:00 Bir Sabah Yürüyüşünden Toplumsal Vicdan Muhasebesine 01-01-1970 03:00 28 Bin TL ile Hayat mı, Hayatta Kalma Mücadelesi mi? 01-01-1970 03:00 Bir Felaketin Uzayan Gölgesi: Depremin 1000. Günü 01-01-1970 03:00 Kaysı, Sağlık ve Çimento: Bir Bölgenin Vicdan Sınavı 01-01-1970 03:00 Tekstilde Sessiz Göç: Türkiye’den Mısır’a Akan Yatırımlar Alarm Veriyor 01-01-1970 03:00 Köyün Bitmeyen Hikayesi: Küçük Eniştenin Sonsuz Fırıldakları 01-01-1970 03:00 Pandemi Sonrası Kalp Krizleri: Bilim Konuşmalı, Kurumlar Susmamalı 01-01-1970 03:00 Görünenin Ardındaki Gerçekler 01-01-1970 03:00 Siyaset, Sosyal Medyada Değil Sahada Yapılır! 01-01-1970 03:00 Yıkılan Evler Değil, Umutlarımızdı 01-01-1970 03:00 Vatandaş Soruyor: Vekil, Başkan... Neden Bizi Ziyaret Etmedi? 01-01-1970 03:00 Neden Kurban Kesimi Yurt Dışında Daha Ucuz? 01-01-1970 03:00 Bir Zamanlar Turan Ülküsü Vardı 01-01-1970 03:00 6 Şubat Depremlerinin Malatya’da Görünmeyen Yüzü 01-01-1970 03:00